İçeriğe geç

Yapay Zeka Etiğine Giriş: Sorumluluklar ve Tehlikeler

Selam millet! Nasılsınız? Bugün biraz kafamı kurcalayan, hepimizin hayatına dokunan bir konuya dalacağız: Yapay zeka etiği. Hani şu her yerde karşımıza çıkan, bazen bize sihirbaz gibi gelen, bazen de ‘Eyvah, başımıza neler gelecek?’ diye düşündüren teknoloji… İşte onun etik boyutu, yani doğruları, yanlışları, sorumlulukları ve tabii ki o ürkütücü potansiyel tehlikeleri…

Hatırlıyorum da, ilk yapay zeka deneyimlerim üniversite yıllarına denk gelmişti. Hocamız bize basit bir algoritma yazdırıyordu, böyle hani basit veri setleriyle çalışan, satranç oynayan falan. O zamanlar bile ‘Acaba bu şeyler bir gün bizim yerimizi mi alacak?’ diye düşünürdüm. Şimdi bakıyorum da, o zamanlar hayaldi, bugün gerçekliğin ta kendisi olmuş. Ama işin asıl can alıcı noktası, bu gücün sorumluluğunu kimin taşıyacağı.

Yapay zeka geliştikçe, onunla birlikte etik sorular da büyüyor. Mesela, bir yapay zeka bir hata yaptığında, o hatanın sorumlusu kim? Programcı mı? Veriyi sağlayan mı? Yoksa yapay zekanın kendisi mi? Bu soruların cevapları o kadar da net değil, biliyorsunuz. Bir kere yapay zeka, insan gibi düşünmüyor, duyguları yok. Dolayısıyla, bir etik yargıda bulunması da pek mümkün değil. İşte bu yüzden, ona doğru yolu gösterecek, sınırlarını çizecek olan bizleriz.

Şimdi diyeceksiniz ki, ‘Ne yapalım biz bu işi? Bizim ne günahımız var?’ Valla bana göre, hepimizin bu konuda biraz daha bilinçli olması lazım. Çünkü yapay zeka sadece teknoloji devlerinin değil, hepimizin hayatını şekillendiriyor. Düşünsenize, işe alım süreçlerinde yapay zeka kullanılıyor. Karar veriyor, sizin CV’nize bakıyor ve ‘Evet’ ya da ‘Hayır’ diyor. Peki bu karar verirken objektif mi? Yoksa içinde farkında olmadan bir önyargı taşıyor mu? İşte orada büyük bir tehlike var.

Bir de şu var tabii, yapay zekanın veri gizliliği konusundaki durumu. Hani o her şeyi kaydeden, her adımı izleyen sistemler… Bunların ne kadar güvenli olduğunu sanıyorsunuz? Ben açıkçası pek güvenmiyorum. Geçenlerde bir uygulamada, ‘Kullanım şartları’ kısmını okumaya çalıştım, aman aman, tam bir bilmeceydi. Neyse efendim, sonuç olarak, bu teknolojilerin gelişimiyle birlikte, mahremiyetimiz de giderek daha fazla tehdit altına giriyor galiba.

Bu arada, aklıma geldi, geçenlerde bir arkadaşım anlatıyordu, bir yapay zeka sohbet botuyla konuşmuş. Sohbet ilerledikçe bot, arkadaşıma çok kişisel sorular sormaya başlamış, sanki onu tanıyormuş gibi. Bu durum bayağı ürkütücüydü. Yapay zekanın bu kadar derinlemesine kişisel bilgilere ulaşabilmesi ve bunları nasıl kullanacağı konusu gerçekten düşündürücü.

Peki, bu tehlikelere karşı ne yapabiliriz? Öncelikle, yapay zekayı geliştirenlerin çok daha dikkatli olması gerekiyor. Algoritmaların şeffaf olması, kararlarının izlenebilir olması şart. Yani bir yapay zeka neden öyle bir karar verdiğini açıklayabilmeli. Bu, ‘kara kutu’ denilen, içi bilinmeyen sistemlerin önüne geçecektir. Zaten bu konularda birçok etik ilke de yayınlanıyor, ama önemli olan bu ilkelerin uygulanması.

Bir de bizim bireysel olarak yapabileceklerimiz var tabi. Kullandığımız uygulamaların gizlilik politikalarını biraz daha dikkatli okumak, hangi verilerimizin toplandığını anlamaya çalışmak gibi. Hani her şeyi kabul etmeden önce bir durup düşünmek diyelim. Çünkü teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, nihayetinde onu kullanan biziz ve bu gücü doğru yönetmek bizim elimizde. Ne güzel değil mi?

Şimdi gelelim işin biraz daha teknik kısmına. Yapay zeka sistemlerinin güvenliğini sağlamak için neler yapılıyor, bir de ona bakalım. Mesela, hassas verileri korumak adına şifreleme yöntemleri kullanılıyor. Ama bu şifrelemelerin de ne kadar güvenli olduğu ayrı bir tartışma konusu aslında. Yine de, ‘hiç yoktan iyidir’ mantığıyla hareket ediliyor sanırım. En azından bir adım atılmış oluyor.

Bir de yapay zekanın ‘öğrenme’ süreci var. Bu süreçte kullanılan veriler çok önemli. Eğer veriler taraflıysa, yapay zeka da taraflı öğreniyor. Bu da işe alımda bahsettiğimiz önyargı gibi sorunlara yol açıyor. Bu yüzden, veri setlerinin çeşitliliğini ve doğruluğunu sağlamak da etik yapay zeka için olmazsa olmazlardan.

Geçenlerde bir arkadaşımla konuşurken aklıma geldi, belki de yapay zeka için ayrı bir ‘etik denetçi’ gibi bir birim kurulmalı. Hani böyle her yeni yapay zeka sistemi piyasaya çıkmadan önce onun etik uygunluğunu kontrol eden bir ekip. Ne yalan söyleyeyim, kulağa hoş geliyor. Ama tabi bunun nasıl işleyeceği, kimin denetleyeceği gibi sorular da kafamı kurcalıyor.

Düşünün ki, bir otonom araç kaza yapıyor. Karar verme anında, yayayı mı koruyacak, içindeki yolcuyu mu? Bu çok zor bir etik ikilem. Ve bu kararı verecek olan bir algoritma. İşte tam bu noktada, yapay zekanın sadece teknik değil, felsefi ve etik boyutlarının da ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Bu tür senaryoları önceden düşünmek ve ona göre programlamak gerekiyor.

Bir zamanlar kampta, yanımda getirdiğim eski bir laptopla kod yazmaya çalışıyordum. İnternet yok, sinyal desen zaten hayal. O kadar uğraştım, bir türlü derleyemedim programı. Sonra bir baktım, basit bir ayarı unutmuşum, o kadar uğraşmama rağmen. O an anladım ki, teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, en basit hatayı bile yapmak mümkün. Yapay zekada da durum böyle aslında, en karmaşık görünen sistemlerde bile basit bir mantık hatası büyük sonuçlara yol açabilir. Bu yüzden her zaman dikkatli olmak lazım, değil mi?

Bu arada, yapay zekanın kötüye kullanımı meselesi de var tabii. Deepfake teknolojisi mesela, gerçekle yalanı ayırt etmeyi neredeyse imkansız hale getiriyor. Bu da dezenformasyonun yayılması için büyük bir zemin hazırlıyor. Düşünün ki, bir politikacının ağzından çıkmamış bir şeyi söylemiş gibi gösteren bir video… Bu durum toplumsal güveni sarsabilir, ciddi kaosa yol açabilir. İşte bu yüzden, bu tür teknolojilere karşı da önlemler almak şart. Hani böyle yapay zekanın ‘kötü’ versiyonlarına karşı da bir savunma mekanizması geliştirmemiz gerekiyor sanırım.

Peki, bu işin bir de yasal boyutu var. Yapay zeka ile ilgili yasal düzenlemeler henüz çok yeni. Ülkeler bu konuda farklı yaklaşımlar benimsiyor. Kimi daha sıkı düzenlemeler getirirken, kimi daha serbest bırakıyor. Ama sanırım genel eğilim, bu teknolojiyi kontrol altına almak yönünde olacak. Çünkü kontrolsüz bir yapay zeka, hepimiz için büyük bir risk oluşturabilir. İnanın ki, bu konuda uluslararası işbirliği de çok önemli.

Gelelim kod örneğimize. Yapay zeka etiği dediğimizde, genellikle karmaşık algoritmalar ve derin öğrenme modelleri akla gelir. Ama aslında, etik kaygılar, daha basit kod parçacıklarında bile karşımıza çıkabilir. Örneğin, bir kullanıcının verilerini işlerken nasıl bir yol izlediğimiz. Hadi gelin, basit bir örnek üzerinden gidelim. Bir kullanıcının adını ve e-posta adresini alıp, bunu veritabanına kaydeden bir senaryo düşünelim.

Şimdi, buradaki etik sorun şu olabilir: Bu veriyi neden topluyoruz? Sadece kayıt işlemi için mi, yoksa ileride pazarlama amacıyla mı kullanacağız? Eğer pazarlama amacıyla kullanılacaksa, kullanıcının bunu bilmesi ve onay vermesi gerekir, değil mi? İşte bu basit senaryoyu, ‘doğru’ ve ‘yanlış’ yaklaşımlarla gösterelim.

Öncelikle yanlış yaklaşım:

// YANLIŞ YAKLAŞIM: Kullanıcıdan veri alıp, ne için kullanılacağını belirtmeden kaydediyoruz. public class KullaniciKayitService {     public void Kaydet(string ad, string eposta)     {         // Veritabanına kaydetme işlemi...         // Burada e-postanın ne için kullanılacağı belirtilmiyor.         Console.WriteLine($"Kullanıcı '{ad}' başarıyla kaydedildi. E-posta: {eposta}");     } }

Gördüğünüz gibi, burada kullanıcıya ‘Bu e-postayı neden topluyoruz?’ diye sormuyoruz bile. Direkt alıp kaydediyoruz. Bu, etik açıdan pek de hoş bir durum değil açıkçası. Kullanıcı, e-postasının pazarlama için kullanılacağını bilmeyebilir ve rahatsız olabilir.

Şimdi de doğru yaklaşım:

// DOĞRU YAKLAŞIM: Kullanıcıya verinin ne için kullanılacağını soruyoruz ve onayını alıyoruz. public class EtikKullaniciKayitService {     public void Kaydet(string ad, string eposta, bool pazarlamaOnayi)     {         // Veritabanına kaydetme işlemi...         if (pazarlamaOnayi)         {             // Pazarlama amacıyla kullanılacaksa, ek işlemler yapılabilir.             Console.WriteLine($"Kullanıcı '{ad}' başarıyla kaydedildi. E-posta: {eposta} (Pazarlama onayı verildi)");         }         else         {             Console.WriteLine($"Kullanıcı '{ad}' başarıyla kaydedildi. E-posta: {eposta} (Pazarlama onayı verilmedi)");         }     } }

İşte bu kadar basit bir ekleme bile olayın etik boyutunu değiştiriyor. Kullanıcıya açıkça soruyoruz, ne için kullanacağımızı belirtiyoruz. Bu, hem güven yaratıyor hem de yasalara uygunluğu sağlıyor. Yani gördüğünüz gibi, yapay zeka etiği sadece büyük karmaşık sistemlerde değil, en basit kod satırlarında bile karşımıza çıkabiliyor. Bunu unutmamak lazım.

Sonuç olarak, yapay zeka teknolojisi inanılmaz fırsatlar sunuyor, bu bir gerçek. Ama bu fırsatları değerlendirirken, etik sorumluluklarımızı da göz ardı etmemeliyiz. Sadece daha akıllı değil, aynı zamanda daha adil, daha şeffaf ve daha güvenli yapay zeka sistemleri inşa etmek hepimizin görevi. Unutmayalım ki, teknoloji insan için vardır, insan teknoloji için değil. Ne güzel değil mi? Bu arada, bu konudaki düşüncelerinizi de merak ediyorum, ne dersiniz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.